28.8.15

Spor da kim?



Geçtiğimiz yıl'a kadar ;okulun basketbol takımındaki yedek günlerimi saymazsak;

spor kim? spor ne?



Sizin için oturdum hesapladım ; şu an'a kadar iki kez yüzme'ye ,iki defa power plate'e,dört kez de spor salonuna kayıt olup gitmemişim ;sevgiler.

Temposu yüksek sporlar öncelikle bana göre değil.Çünkü ne zaman böyle birşey deneyip kendime yüklensem yaklaşık 20 dakika sonra  kendimi yerde ;ayaklarım havada,gözlerim kararmış ; tansiyonum düşmüş vaziyette yerde yatarken buluyordum kendimi.
Bu da beni spor'dan soğutuyordu.

Bir yerde ; bünyesi yüksek ritmli sporları kaldırmayan kişilerin; pilates,yoga gibi dallara yönelmesi gerektiğini okuduktan sonra bir de böyle deneyelim bakalım diyerek mat pilates dersine yazıldım ve hayatıma pilates o gün girdi daha da çıkmaz.. 

Bir de 'incelme' gibi bir beklentisi olanların kendi vücut ağırlığı dışında herhangi bir ağırlıkla çalışmaması gerektiğini okuyunca yıllardır aradığım şey'in pilates olduğunu gördüm :)

Bir kere herşeyden önce ;başlamak için o enerjiyi içimde bulmamı sağlayan şey kesinlikle yediklerim!

Bizi mayıştıran,uyutan,ayıltan bize enerji verenler tamamen gün içerisinde aldığımız gıdalar.

Yani beslenme düzenimi hafifletip kendimi çöp gibi doldurmaya devam etseydim muhtemelen hala hareket etmek için üşeniyor o enerjiyi ve isteği içimde bulamıyor olacaktım,ikisi büyük oranda orantılı.

Pilatese haftada 2 kere ders verilen bir salonda başladım ilk ay ve çok yetersiz bulduğumdan yer değişikliği yapıp 3 gün'e çıktım.

Ardından çok fazla sohbet muhabbete döndüğünden dersler ,ben evde devam edebileceğime inanıyorum öğrendiklerimle dedim ve mat'ımı,topumu,lastiğimi sipariş verdim .

Kimi zaman öncesinde kimi zaman sonrasında çıkıp bi 30 dakika yürüyüş yaptım.( beril oymak tavsiyesidir:) )

Haftanın en az 4 gününü aktif geçirdim bu şekilde.Yapmadığım günler zor geldiğinden değildi (aksine kendimi suçlu hissediyordum hareket etmeyince) biraz bacağım dinlensin diye 1-2 gün ara veriyordum(sağ bacağımda platin var,zorlanınca ağrı oluyor).

Canım istemediğinde biraz moralim bozuk olduğunda da sadece yürüyordum,hem enerjimi atmış olup hem de kafamı dağıtıyordum..

Haziranda ise reformer'ı denedim bir ay.Merak içindeydim bir süredir ve kesinlikle çok sevdim! Ders çok keyifli geçiyor ve sonuçta veriyor..

Özet geçmem gerekirse;ben pilatesten derse giderken değil de evde kendi düzenimle yaparken daha iyi sonuç aldım;

Yani bahane yok :)

Önce kendime bir süre verdim başlarken 2 ay'dan önce pes etmek yok,bekleyip sonuç alıp almadığını görmelisin dedim. Çünkü değişikler başladığında ve emeğinizin boşa gitmediğini görünce daha da istekle sarılıyor ve hayatınızın merkezine koyuyorsunuz spor'u.

Sabretmek çok önemli ;)

Temiz beslenme ve spor benim istediğim sonucu almama sebep olan ve hayat tarzımı değiştirmemi sağlayan iki güçlü etken.

Durmayın
Harekete geçin ;)


Mekan tavsiyesi veremiyorum çünkü adresler istanbul içinde değil




27.8.15

Aslında kolay mıy mış mı


2014 mykonos             &         2015 mykonos

Yukarıdaki fotograf; sol taraf geçen yıl elia beach'te çekildi sağdaki ise bu yıl elia beach'te.



Bu değişim sürecinde en etkili bulduğum yöntemlerim ;

1.Yanımda yemek taşıyorum; kaç öğünü yahut ara öğünü dışarıda yiyeceksem planlayıp evden hazırlayıp öyle çıkmaya başladım.Zaten kızlar olarak büyük çoğunluğumuz'un taşıdığı çanta boyutları malum;transfer sıkıntı olmuyor.Kullanışlı kaplar edinip içerisine ;karabugday-brokoli-domates-lor, kinoalı yeşillikli salata, çok uzun zaman yoksa eğer yememe;tavuklu çiğ ıspanaklı avokadolu lavaş arası wrap gibi ana öğünler,yahut ; chia puding,yulaf lapası,yulaflı-muzlu kurabiye,badem,kaju,patatesli browni gibi ara öğün olabilecek seçenekler.

Yine eğer kısa süre içinde tüketeceksem sebze suyumu hazırlayıp yolda da içtiğim oluyor.
Yanımda her türlü seçenek olduğundan market raflarına yahut arkadaşlarımın tabaklarına da saldırmamış olup uzun süre midemi de boş bırakıp kan şekerimi de düşürmedim :) wuhuuu! 

2.Alkali diyeti kitabını okudum.Aslında her kitap başka birşey söylüyor ve hepsinin dediğini uygulamak mümkün değil.Tahıl beyin,Buğday göbeği vs çok çeşit kitap ta var yeni çıkan bende merak uyandıran.Neyse ;Alkali diyeti aslında diyet gibi de değil,benim kitaptan aylar sonra bile hala uyguladığım iki şey var ki ;ilki suyumun içine içmeden önce mutlaka limon sıkmak ;bu özellikle benim gibi suyun o tatsız halini sevmeyip su içemeyenlerdenseniz su içirten bir hareket oluyor,seviyorum.Diğeri ise akşam yatmadan önce bir bardak elma sirkeli su içmek.İkisini hayatıma soktum artık ama diğer detayları tam olarak değil.Ancak kitap çok faydalı ,okuyun derim;)

3.Paylaşmak.Evet hem sevap point'leriniz artıyot hem de fazla yememiş oluyoruz:)

En sevdiğimiz cheesecake'i ,kurabiyeyi vs yapacağımız zamanı tam misafir'e denk getiriyor yahut pişer pişmez kapıp dışarı çıkıyor eş dost ile paylaşıyorum.Hem tatmış oluyorum hem de o son kalan dilimler aklımda bir soru işareti oluşturmuyor akşam çünkü ortada arta kalan birşey olmuyor;) Nadiren de olsa dışarıda sipariş vereceğim canımın çok istediği zararlı birşeyi bile yanımda en az 1 kişiyle beraber yemek üzere sipariş veriyorum;paylaşmak güzeldir :)

4.Değiştirerek. Kullandığım malzemeleri eşdeğer başka malzemeler ile değiştirerek. Fıstık ezmesine bayılıyorum ama artık evde 15dkk da kendim yapıyorum;içine ne koyduğumu biliyorum ,Pancake çok seviyorum ; ama beyaz un yerine yulafı blender da un haline getirip kullanarak,browni mi istiyorum un yerine tatlı patates yahut siyah fasülye kullanarak,çikolatadan vazgeçemiyorum; sütlü seven ben artık en az %54 kakaolu dan başkasını yiyemiyorum,puding mi canım çekti avokado muz ve kakaoyu blender dan geçiriyorum ve daha birçok birçok  şey.

5.Sebze suyu'na başayarak. 3 çeşit sebzeye 2 çeşit meyve ile oranlayarak hazırladığım sebze sularım.Hazırlaması çok keyifli tadı harika,çiğ sebzeden direk aldığım vitaminler!Artısı o kadar çok ki! 
Bazen ara öğün olarak,bazı zamanlarda ise içine yulaf ya da chia tohumu koyarak öğün yerine içtim.Özellikle öğle yemeğimi geç yiyip acıkmadığım zamanlar 7-8 gibi günü sebze suyu ile kapatırken çok işime yaradı bu iş.


Herşeyden önce irade ve istek ,bu ikisi birleşince büyük değişimler yaşamamak için ortada hiçbir sebep kalmıyor.Bedenimize daha iyi bakıyor olmanın verdiği mutluluk ise bambaşka.

Beslenmemi değiştirmem cildimi bile değiştirdi artık daha bir parlıyor daha bir dirileşti.

Beslenmek daha çok içimi spor ise dış görünüşümü değiştirdi;

Spor'a nasıl başlayabildim o da yarın geliyor..

15.8.15

Yazar nasıl değiştiğini anlatıyor


Bir zamanlar ;  diyetler yapmış,kilolar almış-vermiş,hep bir tatlı yiyesi olan hatta azıcık şeker bağımlısı ,mutfakla alakası olmayıp yemek yapmak nedir bilmeyen,abuk sabuk zayıflama ilaçları kullanmış, spora başlamış ama salona 3. kez bile gitmemiş,gerek kilosundan gerek fiziksel halinden hiç memnun olamamış biri yazıyor olacak aşağıdakileri, bilin istedim :)

Son ölçümlere göre boyum 1.70  kilom ise 52.3.

Ocak ayında tartıda 57'yi gördüm.


Çok mu kiloluydum,hayır; ama yaklaşık 9 yıldır inemediğim kiloya indim.Daha önemlisi            değiştim:Ruhen ve bedenen.
Sadece kilo değil sanki 2 katı kilo vermişim gibi bedenim de değişti.(pilates)

Kilo vermek sadece tartıdaki sayıyı spor ise vücudu değiştirirmiş;bunu öğrenince harekete geçtim daha dogrusu hareket etmeye başladım.


Ne değişti?

Bi kere sistem değişti,artık kibrit kutusu peynir,3 zeytin yok; yulaf var chia var kinoa var tatlı patates var var da var. E haliyle sağlıklı,dolayısı ile hafif beslenmek için çeşitlilik hat safhada.

Ben nasıl değiştim?

Başta 'diyet' gibi bir hata yapıyor olmamı farketmemle başladı herşey.Geçici bir süre için başlanan hiçbirşey başarıya ulaşmıyor,hele ki beslenme ya da spor ise bu.Kalıcı birşeyler yapmalıydım,bunu farkettim.


Ve değişmek için beni motive eden tam 6 şey oldu ;

1. Önce vücudumun şeklini,boyumu kabullendim ve önüme ulaşabileceğim bir hedef koydum. Şu vücudu istiyorum deyip bir miranda kerr fotografından ziyade ulaşması daha kolay olan ütopik olmayan bir hedef seçtim.Bu saatten sonra ne boyumu uzatabilirim ne de genlerimden gelen kemik yapım ve bacak boyuma bir etki edebilirim. Ve onun poposu gibi bunun bacağı gibi değil de ; sahip olduğum vücudumu daha sıkı, toplu ve fit hale getirmeyi amaçladım.
Fiziksel olarak memnun olmadığım çok dönem oldu kendimden ama bunu yine ve yine kendimle aştım,kabullenmek ve başkasının sahip olduğunu irdeleyerek değil kendime dönerek,sahip olduğuma şükrederek..
Her gün görmek üzere önüme koyacağım fotograf hakkımı; ulasabilecegim, normal ölçülere sahip fit bir vücuttan yana kullandım.Victoria's Secret mankeni yok unutmayın :)



2. Motivasyonumun en en mühim kısmı başlamak üzere olduğum şey'den sonuç almış olan insanlar. Öncesi/Sonrası fotografları.Farklı farklı vücutların haftalar içinde nasıl değişip ne kadar iyi hale geldiklerini görmek.Ben Kayla_itsiness hesabındaki fotograflardan çok motive oldum,hepsi gerçek ve birbirinden farklı deneyimler.
Ve sık sık kendi fotografımı da cektim;sonuç böyle oldu;


3. Yasak yok.Beynime hiç bu sinyali göndermedim ben.Eğer canım birşeyi çok istiyorsa tattım,yetmediyse yedim.Haftanın en az 6 günü dikkat ettim yediklerime olmadı 5. Arkadaslarım öğle yemeğinde ağır bir yemek planı yaptılarsa da planı bozmadım; ben de yedim onlarla, seçenek hakkın varsa menüde kendi beslenme düzenime göre seçimler yaptım yahut daha az miktarda yedim,ama  aksamı sadece sebze suyu ile kapatıp dengeyi kurmayı öğrendim.

Seyahatlerde de yemek istediğim herşeyi yedim,sabah zaten ne kadar zararlı beslenebilirim dedim,pizza yesem de zaten bütün gün yürüyor ,hareket ediyorum dedim ve kendime işkence etmedim canımın istediğini yemeyerek ,zaten öyle bir düzen oturtmuşum ki bünyemde 1 hafta italyada kruvasanı pizzası makarnası içkisi yarım kilo dahi almadan geldim :)

  Napoli den de pizza yemeden mi dönseydim :)
 Capri de kahvaltı,tek zararlısı ve  en güzeli kruvasanlar :)
 Capri de bir öğle yemeği:)
Sabah günahım :)Yine olsa yine yaparım..

4.Gerek pinterest'te gerek beril'in blogunda sağlıklı malzemelerle de ne kadar lezzetli şeyler hatta tatlılar bile yapıldığını öğrendiğimde dönüm noktası yaşadım;artık beyaz şeker yoktu hurma vardı.Gördüğüm tarifleri denemeye hatta kendi tariflerimi yaratmaya başladım,hem lezzetli hem de zararsız yoluma taş koymayan yiyecekler hazırlıyordum.Daha fazla araştırmaya neredeyse sevdiğim herşeyin sağlıklı versiyonunu oluşturmaya başladım.

 Muz,yumurta ve yulaf ile mikrodalgada 3 dakikada yapılan hem kahvaltı hem tatlı mmm
 Tatlı patates ve hurma'dan browni!
Karabugdaylı brokolili bir kavanoz :)

5. Yeni tabaklar,kaşıklar,bardaklar ve peçeteler aldım görüp beğendikçe.Yeni yeni tarifler deneyip aldığım tabaklarda sunup fotograflarını çekmeye başladım.Her yeni gün'e bugün neler hazırlasam diye uyanmama sebep olan detaylardı bunlar.İçinde yemek yenilen tabaklar,kullandığınız peçeteye kadar hepsi çok önemli motive eden ince detaylar.



6.Kendime yeni spor kıyafetleri aldım.Gerek tayt gerek kısa 'bra' üstler olsun ;insanda her geçen gün içinde daha güzel görünme isteği uyandırıyorlar.Ne de olsa alışveriş'in verdiği motivasyon bir başka şimdi kabul edelim:)




Bu 6 şık benim karar vermeme ve başlamama sebep olan en önemli etkenler.Bir süre için yaptığım birşey değil hiçbiri aksine hayat tarzı haline getirdiğim bir düzen oluşturdum ve karşılığını aldım.Sorularınız olursa yorum bırakabilirsiniz; bu konunun devamı farklı başlıklar ile gelecek.

Ben şimdi tatile gidiyorum dönüşte bir before / after ile devam.



28.7.15

Tatlı ikili : Positano - Amalfi

Capri'den döneceğimiz gün, trene bineceğimiz Salerno'ya direk geçmektense, ada'dan biraz daha erken ayrılıp bu iki merak ettiğimiz yeri de ziyaret edelim dedik heyecanla.İyi ki öyle yapmışız. 
Capri'den hızlı feribotla direk positano'ya geçtik.Yolculuk kısa ama çok keyifli geçti. Kişi başı 17 euro ödedik.(30-40 dakika civarı)

Sırt çantalarımızla gezmek istemediğimiz için önce onları bırakabileceğimiz bir yer bulmak önceliğimizdi.Ve böyle bir firma olduğunu öğrendik turist bilgi noktasından.İsterseniz direk çağırıyorlar ve gelip valizlerinizi teslim alıyorlar. Valiz başına 5 euro idi ve inanın sırt çantası bile olsa ağır ise bırakmadığınıza pişman olabilirsiniz.
Kilise küçük ve sadeydi.Diğer duomolara göre içi de sadeydi ki içeri girdiğim sırada bir düğün töreni olması ilgimin tamamen törene kaymasına sebep oldu,kilise düğünlerinin bu kadar eğlenceli olabileceğini düşünmüyordum;gayet yüksek sesle kahkahalarla alkışlarla çok sesli bir törendi,birbirinin gözünün içine bakarak yemin edip birbirini öpen müstakbel çiftte çok sempatikti.Positano duomo'sunun da böyle bir anısı kalmış oldu bende..

Positano'da can'ın önceden araştırdığı bir restoranda yemek yemek önceliğimizdi.Bu yüzden ilk hedefimiz karnımız da cıktığı için bu aile işletmesi restoran'ı bulmak oldu. Otobüse bindik (1.30euro) ve positano'nun tepelerine doğru yol almaya başladık ,yaklaşık 25 dakika sonra Montepertuso köyündeydik.Positano ayaklarımızın altında ,nasıl muhteşem..

La Tagliata; çok yerel diyemem çünkü namı baya yayılmış buranın.Ancak lezzet ,manzara herşey harikaydı,gidin gidin gidin :) Herşeyi kendi bahçelerinde yetiştirip kendileri yapıyor,zaten restoran'nın etrafı ürünlerini yetiştirdikleri bahçeleri ile çevrili.
Tek tek sipariş vermek yerine onlara özgü tek fiyat politikasını uygulamak istedik.Kişi başı 35 euro.
İçinde aşağıda fotografları da bulunan ; Kendi en yapımı şarapları
5 farklı çeşitten oluşan başlangıçlar.
4 farklı tipte ev yapımı makarnanın bulunduğu makarna tabağı.
Ardından et tabağı(içinde tavşan,domuz gibi çeşitler olduğu için benlik değildi)  ve salata,
Ve tatlı tabağı ,
finalde ise elbette limoncello.





Restorandan çıkınca bir süre yürüdük,yürümeyi çok seven turistler olduğumuzdan hiç rahatsız olmayız bu durumdan.
 Karşımıza ; ''positano'' yazan bir tabelanın işaret ettiği merdivenler  çıktığında önce ''acaba?'' dedik;Çünkü merkeze göre baya bir yüksekteydik, ''hani nasıl inilir ki  bu kadar yüksekten'' bakışıyla şaşkın şaşkın kaldık,ardından pek emin de olmamakla birlikte merdivenlerden inmeye başladık.Karşımıza hiç kimsenin çıkmaması ikimize de 'yoksa bu yol kullanılmıyor mu?' yu düşündürtüyordu bir yandan.
İndiğimiz yüzlerce dik merdiveni o sıcakta geri çıkmayı hayal bile edemiyorduk çünkü.


Sağımızdan solumuzdan geçen kertenkeleler ile gerçekten tabelada yazdığı üzere positano ya indik yaklaşık 45 dakika sonra.İyi ki yapmış mıyız evet kesinlikle.Ama indiğimizde ayaklarımız nasıl titriyordu,nasıl yorgundu tarifi yok..

Öyle sıcaklamıştık ki biraz serinlemenin tek yolu denizdi.


Biraz dinlendikten sonra küçük merkezini de gezdiğimiz positano'dan ayrılma vaktiydi artık.

Amalfi'ye feribot ile gidilebileceği gibi 'sita' denilen otobüslerle kayalardan oyularak yapılmış oldukça virajlı yollardan bol uçurum manzarası ile de  gidebilirsiniz, ki biz deniz yolculuğuna doyduğumuz ve virajları da merak ettiğimiz için ikinci seçeneği tercih ettik. Bilet tabaccherie'lerde satılıyor ama alırken 'sita' için istediğinizi belirtin. Positano-Amalfi 1 kişi : 1.80 euro.1 saat sürüyor.
pasticceria pansa

Amalfi'ye biraz geç geldik ve burada salerno'ya geçmeden önce sadece 2 saatimiz vardı.Geldiğimiz saatten ötürü çantalarımızı bırakabileceğimiz yer kapanmıştı ama neyseki uzuun saatler yoktu önümüzde.
Aslında ertesi gün salerno'dan roma'ya kalkacak olan 07.05 trenimiz olmasaydı Amalfi'de kalmak istiyorduk ama bir treni daha kaçırmak istemediğimiz için geçte olsa akşamdan salerno'ya dönmek zorundaydık.

 Amalfi öyle küçük,sevimli ama bir o kadar eski az biraz bakımsız binalara sahip ama sıcak mı sıcak bir yer.Önce biraz dinlenmek hem de tatlılarının tadına bakmak için en eski pastanelerinden birine;  Pasticceria Pansa ya oturduk.Hemen duomo'nun yanında olduğundan bulması zor değil.Can harika dondurmasını ben ise limonlu tatlılarından birini denedim. Farklıydı ama hoşuma gitti..Hemen duomo'nun yanında küçük bir dükkandan ise ufak bir limoncello ve biraz limonlu şeker aldım.Kendi üretimini yapan minik bir yer.
Ardından sokaklarına daldık amalfi'nin,yerlisi olsam nasıl olurdu diye düşüne düşüne her gördüğüm detaya takılıp duraksayıp devam ettik. 

Hava kararmaya başladı,burada biraz daha kalamadığımıza buruk bir halde salerno'ya gidecek olan 'sita'ya bindik. Amalfi-Salerno;1 kişi 2.20 euro.

Yine fazlasıyla virajlı, uyuklamıyorsanız biraz mide bulandırıcı bile olabilecek kıvrımlara sahip,aşağıya doğru baktığınızda da biraz ürkütebilecek yaklaşık 2 saatlik bir yol..

Positano da da Amalfide de 1'er gece kalınır..
Biz kalamadık ama ikisi de sabahına uyanmalık yerler.